29 Ağustos 2010 Pazar

ÜLKÜM

ÜLKÜM
ülküm sessizliğin acı sesidir
ülküm ölümün pis nefesidir
ülküm yokluğun hikayesidir
karanlık bir şehrin destanıdır bu

canlıyı parçalar canı hekimler
hükümler beş para etmez hükümler
sanıklar sorgular sorgulanır hakimler
karanlık bir şehrin destanıdır bu

rektörler devlet olmuş devlet içinde
terör cirit atar millet içinde
amirim memurum illet içinde
karanlık bir şehrin destanıdır bu

fuhuş için ocaklar boylu boyunca
kim kime dum duma koyun koyunca
bizde gafil avlandık geldik oyuna
karanlık bir şehrin destandır bu

adalet kolumda bir çift kelepçe
hüküm giydim kar etmez yazsam dilekçe

karanlık bir şerin destanıdır bu



TOPRAK

ELBET

ELBET
dünyaya bir amaçla geldik elbette
gözümüz ya parada ya çıplak ette
ne hesap verecez biz ahirette
defterimiz soldan verilir elbet

hayattan ne bir öğüt ne bir ders aldık
ayakta uyuduk hülyaya daldık
avrupa çağ kapadı biz geri kaldık
gün gelir kafaya vurulur elbet

yetimin hakkı yendi ses çıkarmadık
bir gün olsun zalime hesap sormadık
mazlumun derdine kafa yormadık
bir gün bunlar bizden sorulur elbet

nerde genç osmanlar nerde kemaller
ne zaman kesilir günahkar eller
haydi cevap verin gaybı bilenler
orada gerçekler görülür elbet

korku

yıllardır pusudayım
bir dağın yamacında
nefesim ölüm kokar
bir namlunun ucunda

tüm çıkan ruhla benim
bak bu çıkan ruh benim
pas tutan miğferimle
gömülsün bu bedenim

geçmişin her anını
siler yok eder ahım
bir mermi kovanını
doldurmaz tüm günahım

TOPRAK

MUSATAFA KEMALLER ÖLMESİN

karanlık bir gecenin,hüzün dolu şafağında
çığlıkların sessizliğe karıştığı
bir ’10 Kasım’ sabahında
saatler dursun...
saatler 9 vurmasın!
duyulmasın ağıt sesleri dolmabahçede
ve sussun siren sesleri...
anadolu sokaklarında
bir hüznü tatmasın feza
bu hüznü tatmasın toprak
bir sonbahar sabahında, ’Koca Çınar’
boyun bükmesin
yaprak dökmesin
filiz versin
müjde versin
elem vermesin
keder vermesin
n’lur durdurun zamanı
Mustafa Kemal ler ölmesin.

ReSSam

bana bir resim çiz
yokluğu anlatan...
bana bir resim çiz
yoksulluğu anlatan..
ve ağlatan bir resim ..
sen ressamsın ..
tabloların da ya kir olsun
ya da kan ..
and cennetlerinden ırmaklar
olsun insanın içine akan ...
gözlerimi çiz..
bir masumun
bir yetimin gözlerini çiz .
.ruhu dimdik ayakta...
bedeni aciz bir resim..
.sessizliğe bürünen ve
sensizliğe koşan bir resim çiz tuvaline..
. ve fırçanı al eline,,
yokluğu çiz yoksulluğu çiz..
.her gece karanlıkla konuşan
benim ..
her gece sana koşan
benim ..
ya ! bedenim ...
ızdırapla, acıyla ,elemle,
çökmüş bedenim
. onuda çiz ..
konuştur renkleri.
ve koştur çatlasın
hayatın ahenkleri .
.sen yokluğu çizebilir misin
yoksulluğu çizebilir misin ...
bir meczubun dünya ya haykırışını
çizebilir misin ..
bir sefilin zincirleri kırışını
çizebilir misin....
''sen ressamsın yokluğu çiz yoksulluğu çiz''

....................GÜNAHKAR...........................

....................GÜNAHKAR...........................
Ölüm yağdı tam yağmur yağacak derken
Kızıl renkli damlalardan günah kokuyor
Birileri aşk adına çılgınca sevişirken
Birileri masumca sevilmekten korkuyor
...Toprak

6666 Son SavAş


cengiz çok güçlüdür orduları tüm orta asyayı yakıp yıkar ve bu ilerleyiş devam etmektedir. dünya hakimiyeti hırsı cengiz in gözünü bürümüştür lakın gün geçtikçe yaşlanmaktadır ölümü ve ölüm korkusunu yenmek ister emrindeki alimleri sihirbazları görevlendirir ama hiçbir çare bulamaz ... bu sırda bu nu fırsat bilen şeytan cengiz e bir teklif sunar kabul etmesi karşılığında ona ölümsüzlüğü vaad etmektedir.. şeytan cengiz e gelecekte şeytanın ordularını komuta etmesini ister. kıyamete yakın cengiz i deccall olarak şeytan ordusunun başına geçirecektir .. cengiz yıllar sonra öldü denilerek bir mağaraya götürülür ve yeri sır olarak saklanır kimse mezarını bilemez cengizin,, çünkü onun bedeni asırlar sonra tekrar can bulacaktır. cengiz ölümsüzlüğü tadar ve kıyamte kadar şeytan ordularını komuta eder derken bu ordular yeraltından gün yüzüne çıkmaya başlar ve tekrar doğudan batıya doğru ülekeri yakıp yıkarlar bu ilerleyiş sürerken dünyanın her yerinde bu gidişi durduracak çalışmalar yapılmaktadır lakin şeytan ve cinlerden oluşan bu orduya kimse karşı duramaz teknolojik tüm imkanlar tüm silahlar kullanılır ama her şey yetersiz kalmıştır .. derken yapılan araştırmalarda şifrelerin kutsal kitaplarda saklı olduğu anlaşılır.kutsal kitaplarda deccalın ordusu nu yok edecek şeyin altın ve gümüş karışımdan yapılmış silahlarla olabileceği söylenmektedir ve derhal demirciler işe başlar, altın gümüş karışımı elktrom denilen yeni madenden kılıçlar baltalar ok uçları yaparlar... ve kuran 6666 ile şifrelidir ..6000 ordu, 600 atlı, 60 okçu ve 6 komutan daccal ordusuna karşı gönderilir. her komutan 1000 kişilik ordusu ile beraber hilal şeklini alacak şekilde tepeler yerleştirilirve son savaş başlar, 600 atlı deccal ordusuna karşı hucuma geçer(sahte ricat) ordu deccal (cengiz) ordusu atlılar üzerine hareketlenince ,süvari geri çekilmeye başlar atmış okçu tarafında oklar yağdırılır ve ve deccal ordusu çember içine girince ,herbir komutan tepelerden ordusu ile akmaya başlar son savaşta hepsi katledilir ......................

nAziRe

Can Yücel / Aşk
Sebepsiz sevmektir aşk,
nedeni olmadan bağlanmak birine.
Gözlerine baktığında erimektir içten içe,......
Ellerini tuttuğunda titremektir tüm benliğinle.
Hatta sarılamamaktır utançtan,
Çünkü utanmaktır sevmek aslında,
Sevmek nedir aslen?
Ölmek mi uğruna?
Yaşamak mı onunla?
Sevmek mi ömür boyunca?
yoksa ayrılmak mı gerekince?
Nedir insanı başkasına bağlayan?
Güzelliğimi?
Bilmez kimse bu soruların cevabını..
Kimi sever güzelini,
Kimi sever özelini...


TOPRAK /.......Aşk.......
Zaten sebepsiz sevdim,
Nedensiz bağlandım ona.
Ve bakıp gözlerine eridim içten içe,...
Tutup ellerini, titredim tüm benliğimle.
Sarılamadım utandım,
Çünkü aşk utanmaktı.
Sevmek şudur!
Ölmek uğruna...
Onunla yaşamak
Ve onunla yaşlanmak
Yoksa ayrılmalı mı?
Neydi beni ona bağlayan
Güzelliği mi?
Bilinmez....
Kimi sever güzelini
Ben sevdim özelini
...................Can Yücel' e :)))