8 Eylül 2010 Çarşamba

HAFIZ





     Yıl 2000 aralık ayı 21 olmuş ben hala ders sırasına girmedim.bu 6.günüm ders vermeyeli neredeyse bir hafta olmuş. vermediğim her ders günü için yediğim dayağın hattı  hesabı sorulmaz.5. ders gününde hoca beni evire çevire dövdü büyük mescitte.benim yüzümde isyankar bir korku ve hocanın yüzünde endişeli,dehşetli bir yüz ifadesi, fena hırçın görünüyor :)) ben içten içe gülüyorum.hoca tekmeler yumruklar savuruyor ama hırsını alamıyor çünkü o da biliyor bu farklı bir durum farklı hava var mescitte, beş gün üst üste ders vermemenin ardında yatan, zincirleri kıracağım (ilk devrim) günün heyacanını Hoca en az benim kadar hissediyor olmalı ,ondandır ki onlarca talebeye örnek olayım diye dövüyor. asilerin sonu böyle olur gibi bir ifade takınmış kendince.derken yorulmuş olmalı mescidin en tenha köşesine kıvrılmış mazlum halime yada kanlar içinde kalmış yüzüme acımış olabilir çekip gitti.mescitten çıkarken sessiz kalmış melun melun bakan diğer hıfz mahkumlarına çıkıştı.saatlerce öyle oturdum o köşede içimde patlamaya hazır volkanın ilk kıvılcımları canlanıyordu . kafam ellerim arasında gözlerim kapalı dönüp kardeşlerime bakmaya utandım. Ağlamıyordum lakin anlıyordum....

  Aralık 21 sabah ezanına yarım saat kala Belletmen avazı çıktığı kadar bağırıyor 'kovuş kalk' sesleri dolaphane nin demir dolaplarına aks ediyor olmalı baya yankı yapıyor.Uyanıp abdestini alan dışarı koşuyor. bahçenin karı ezilmiş biraz dün ikindi sonrası top oynamışız.derken sıra oluyoruz iştima alınacak ,soğuk ve karanlık şafak atmamış (ya bizim şafağımız o ne zaman atacak) 123... sayıldı iştima tamam sorun yok 15-20 dakika uykumuz kaçması için koşuyoruz :)) ısındık artık üşümüyoruz...ayağımda yarı sağlam kalite yoksunu bir çift bot içleri kar doluyor umrumda değil koşuyorum.Uykumuz kaçtı sınıflara geçiyoruz 45 derece sallanarak okumaya başlıyoruz . Ben ders vermediğim 6. günün hesabını güdüyorum kendimce, belki talebenin bir çoğu sabahın köründe yavuklusunun yada sıcak bir uykunun hayalini kuruyor. 

   Saat 7 gibi abdetshane de muhabbet içinde abdest alan bir kaç arkadaşız günün korkusu hepimizin üzerinde benim gibi birkaç günlük ders aksatanlar var. ne yapmalı diye planlar kuruyoruz küçük beynimizde ve Hoca nın biri göründü camdan ağır ve istikrarlı adımlarla yurda doğru geliyor. onlar ne gördü bilmem ama  ben cellatımın adım ses seslerini iliklerimde hissediyordum.Hoca yurda giriş yaptı kitli kapılar açıldı daha odasına yeni girmişti ki hadi gidiyoruz dedim ve benimle beraber dört kişi acele ile  öyle ki daha gül yüzünde abdest suları kurumamıştı.Hoca paltoyu asmadan biz yurdun bahçesinden çıkmalıydık. ayağıma ıslanmış ucuz botları taktım üstümüze mont bile alamadan kaçtık başladık koşmaya arkamıza bile bakmıyoruz hatta bakamıyoruz trajıkomik bir durum ama aynı zamanda konuşuyoruz,gülüyoruz ne var ki elemliyiz korkuyoruz.
  Yurttan kaçış ilginç bir duygu ilk defa tadıyoruz ben ilk devrimin heycanını,hüznünü yaşıyorum artık kendimle yarışıyorum.Ha devrim derken kendi içimde ki,zihnimde ki devirim bu. zincirleri kırmışım isyanın tadını çıkarıyorum . yanımızda tek kuruş yok sırtımızda mont,zihnimizde herhangi bir fikir yok öyle çıktık gidiyoruz artık koşmuyoruz yurttan baya uzaklaştık yürüyoruz ve birbirimize bakıp gülüyoruz.







-İnşaatta bir gece
   Burası soğuk memleket hemde haddinden fazla soğuk var.Yanımızda paramız olsa sobası yanan bir kıraathanede günü gün ederiz .ama yok, sırtımıza büyük bir yok yüklenmiş ilerliyoruz.Şehrin o başına kadar yürüdük vardığımız nokta yeni yerleşim alanı dubleks tripleks evler yoğun burada, birçoğu daha inşaat daha. derken karşımıza yurttan bir kardeşimiz çıkıyor, hatırlamıyorum ama belki çıkmıştı yurttan belki izinde idi ne var ki onun karşımıza çıkması büyük mucize oldu.durumu izah ettik  kendi evlerinin inşaat halinde olan üst katında kalmamızı önerdi ve karanlık çökünce inşaata girdik çok sessiz hareket ediyorduk her an baskın yiyebilir, yakayı ele verebilirdik.
       Kendileri üç katlı evin bodrum katında ikamet ediyorlardı.gecenin bir yarısı atıştırmak için bir şeyler getirdi. Gerçekten acıkmışız ama sorun o değil fena halde üşüyoruz durumu anladı. gidip kapı önünde duran minderleri üzerinden sökülmüş çift kişilik kanepe getirdi. küçük kız kardeşi ona yardım ediyordu, daha 8-9 yaşlarında anca vardı.gece yarısını geçmişti neredeyse çimento kağıtları vardı yakıp ısınabilirdik lakin yerleşkede dikkat çeksin istemedik. kanepeye üç arkadaşım oturdular bende dizlerinin üzerine uzandım ha birde battaniye vardı onuda üstümüze aldık . Gece defalarca yer değiştirdik sırayla diz üzerlerine uzanıp sabahı ettik .
     Uyandığımızda çok erkendi ,tan yeri henüz ağarmıştı. ayaklarım ıslaktı ve mosmor kesilmişlerdi. inşaattan çıkıp gittik sokaklarda köpeklerden başka kimsecikler yoktu.Caddeye kadar yürüdük yeni yeni birileri uyanmıştı. birkaç insan gördük nihayet.cadde ye doğru ilerliyorduk .Derken aniden bir polis aracı önümüze duruverdi. Durumun hezimetine uğradık şaşkındık yerimizden bile kıpırdamadık. Polis amcalar indi arabadan ve sabahın köründe yollarda yaşları 15 16 olan gençler napıyorlardı diye merak ettiler galiba . durumu izah ettik zaten haberi varmış merkezin. bizi karakola götürme gereği bile duymadılar.Bir saate yakın süre içinde Mercedes'i ile Alamancı hoca yanaşıverdi . Kısa bir macera oldu. Ama o geceyi asla unutmam, o fedakarlık örneğini,o küçük kızın masum bakışını,birbirine kenetlenmiş dört genç profilini asla unutmam unutamam




-Çay kavgası
Yaş onaltı delidolu yıllarımız .Sabah kahvaltı da bir gün çorba bir gün çay olur.Çorba olduğu günler normaldi.Herkes iner yemekhaneye çorbasını içen çırak dersinin başına. Gün  sorunsuz ,sakin şekilde geçerdi. Lakin çay oldu mu kahvaltıda, küçük kıyamet  kopardı . Nöbetçiler, yurdun bıçkın delikanlıları tarafından tehditle yada işbirliği ile tutulur  bir demlik fazla çay saklanırdı . tabi o çay demliğini saklayan grubun masasında iki demlik çay olurdu. Bu gidişat gruplar arasında ciddi bir rekabeti ve zamanla kini ,düşmanlığı doğurdu . Yurtta talebe azalmış altmış civarında kalmıştık . bu kötü durum öyle ki yurdu ikiye böldü bir taraftan diğer tarafa selam veren olsa guruptan dışlanır azarlanırdı.Şaka yapmıyorum gruplar arası transferler olurdu. Herhangi bir gruba dahil olmamak en kötüsü idi aç gezerdin ezilirdin hakarete maruz kalırdın. Grubun üst düzey ağabeyleri birbirlerine  nisbet yapar dalaşmak için fırsat kollardı. Birkaç küçük arkadaş grubu olsa da herkesin safı belliydi. Benim adaşım güçlü bir gurup lideri idi. Ben onun fikri danışmanı idim ve sağ kolu, J benimle arasın da 1-2 yaş farkı vardı ama dolgun ve gözü pek biriydi. İnanın tanıdığım en delikanlı gençti , kardeşim.
  Gün, bugün yemekhaneye indik .bizim adaş çay kaldırtmış nöbetçiye. Lakin masaya geçtiğimizde çay demliği yoktu ve durum belliydi büyük olay olacaktı.Demliğin kaldırılması ilk kıvılcım oldu.Sabah kahvaltılarında yurtta Hoca olmaz, Belletmenlerde uyanıp bize iştirak etme gereği duymazdı. Derken bizim adaş kalktı ve yemekhande bir nutuk çekti. Çay demliği ya gelecek ya da sorumlular bedelini ödeyecekti. Kimseden ses yoktu ,çay demliğini karşı grup kaldırmıştı bu kesin, ama kimse ben aldım demeye cesaret edemiyordu . karşı gruptan bedenen dolgun olmasa da  yürekli mi yürekli bir kardeşim merdiven çıkışında bizimkilerden birine omuz attı. Olay önümde cerayan ediyordu . lakin omuz yiyen kardeşim umursamadı öyle bir yüzüne bakıp geçti. Talebenin kimi abdese kimi derse  geçmiş ,kimi koridorda dolaşıyordu.Daha çok erken bir saate ancak gelirdi bizim mübarek Hocalar.
         Koridorun önünde dolaşıyoruz bizim arkadaşa bir omuz daha geldi. Ama sabırlı kardeşim yine ses çıkarmadı. ‘Ben seni döverim git denginle uğraş dedi ‘’ ve daha sözü bitmeden ilk yumruk darbesini aldı .biz henüz izliyoruz ,herkes koridora döküldü.Omuz atan karşı gruptan ama bizim adaşın en sevdiği insan birebir kankası .Sadece izliyoruz ve bizimkine yumrukların biri inip biri kalkıyor .lakin kardeşimde mangal gibi yürek var dönüp karşılık vermiyor. aslında durum karışık bizim adaş ile bozulmak istemiyor .yani ikilemde, derken ‘’yeter lan ‘’sesi ile ilk yumruk geldi ve çocuğun kaçı açıldı anında ,sonra bir iki saydırmaya başladı , çocuğun yüzü tanınmayacak hale geldi kaşarlın ikide açılmış ağzı kan dolmuş . bizim adaş ne yapacağını bilmiyor. Atılıp elinden aldı. ama onun atılması olayın başlangıcı oldu.sonra herkes birbirine girmeye başladı göz gözü görmüyor ,kimin kime vurduğu belli değil . gelip ayırt edecek bir Allah kulu yok belletmen zıbarmış yatıyor odasında sesler ona ulaşmaz bile.
 Ben kendimden bahsedeyim ;köylü bir çocuk var onunla birbirimize girdik . beni altına alıyor bizim uzun bir arkadaş gelip kurtarıyor onu alta alıyor. Olay anı karışık zaten ama gözü bende ben alta düştükçe gelip kaldırıyor. Derken çocuk baya hırpalıdı beni. Yarım saate aşkın kavga devam etti. Ve ilk hocanın yurda gelmesi ile ortam sakinledi . bizim büyük başlar idareye çekildi. Lavobaya gittiğimde yüzü gözü kanlar içinde karşılıklı gruplardan kişiler temizliyordu. İçler acısı bir durum vardı . yaşımız ağlamaya müsait lakin herksin yüzünde hırs intikam vardı. Kimse göz yaşı ile kendini ve gurubunu küçük düşüremezdi.onların yüzüne bakamıyordum öyle ki içim parçlanıyordu . belki en sağlam durumda olan bendim ama kafama  iyi bir darbe yemişim şişkinlik yumurta kadar olmuştu.
Velhaslı kelam kavgasını ettiğimiz bir demlik çay, kendi kazanda pişmiş ,tozu direk içine atılmış ,pekte tadı olmayan demden yoksun sıcak su işte.aylarca kavgasını ettiğimiz bir demlik çay. belki hırsımız hocalara ama onlar Allah tan bir parçalar Onlara değil karşı gelmek arkalarından laf bile etmeyiz.Haşa dinden çıkarız . Din dedimde dört yıl sonra acaba Dini olan, Allah ı olan hafız varmıdır. Bizim içimizde ki  kin ,nefret hocalara ama biz bunu birbirimize kustuk .







-A sınıfı vukuatı          
Biz yurdun alt katında ki büyük mescit de ders görüyoruz.Hemen mescidin girişinde solda bir sınıf var , A sınıfı.B sınıf bizden bir sene önce gelmiş bizler bu sınıf yanında çömez sayılıyoruz.Zten bunların bizi kale aldıkları da yok .son seneleri, bir çoğu has vuruyor. (yeni ezber yapılmış ham sayfaların tekrar edilmek sureti ile kuvvetlendirilmesi;has vurmak) Bizler büyük mescitte ders çalışıyoruz .Başımızda deli ....... dediğimiz bir hoca . bizler mescit boyu düzensiz bir şekilde dizilmişiz.hoca başımızda dolaşıyor.birşeyler heseplıyor hiç boş durduğu yok ha bire bir şeyler mırıldanıyor . elleri ile işaretler yapıyor kızıyor, gülüyor. kendi iç dünyasında birileri ile cebelleşiyor bu kesin. Benim gözüm hep hocanın üzerinde ne yaptığını anlamaya çalışıyorum ama nafile belli ki kafadan bir zoru var işte. ama mübarek diğer hocalara göre daha insaflı biriydi.
        Yurtta aynı günlerden birgün işte . olaylar bu şekilde devam ederken A sınıfına hocalardan biri geldi.Bu hoca pek namaz kılmayan, fazla etliye sütlüye karışmayan , genç üniversiteli kızlarla  takılabilecek kadar cesur , talebe tarafından sevilen ama hocalar tarafından beş para etmez bir insan işte. derken bu adam sınıfın kapısını kapatıp onlarla bağırarak konuşmaya başladı. ben hemen mescit kapısının karşısında çalışıyordum sesler iyi geliyor ama ne konuşulduğu anlaşılmıyordu. hoca fena kızmış olmalı sınıfı inletiyordu. derken kapı açıldı şimdi içeriyi net görebiliyorum lakin konuşmalar kesildi. sınıf sıraya dizilmiş başlar önde bekliyorlar.hoca terliğini çıkardı ve başladı bunları sıradan geçmeye gayet soğukkanlı hiç konuşmadan devamlı başa dönüyordu. belli ki hırsını alamamış elleri ters çevirip üstlere vurmaya başladı dayak sırası bir kaç defada öyle döndü. yorulmuş oturdu biraz dinlendi. dikkatimi çeken bazılarını ayırmıştı. herkese vurmuyordu. lakin sınıfın büyük çoğunluğu dayak sırasında idi. 
     O gün sınıfın niçin dayak yediğini anlamadım . Zaten A sınıfı büyükler sınıfı bize durumu açıklayacakta değillerdi. Olayı en iyi izleme imakanı bulan ben ve yanımda bir kaç arkadaş oldu. Tahminimize göre sınıfta bir çocuğun özeline girilmiş çocuk ciddi derece rencide edilmişti.Hoca doğru düşünen bir adamdı dediğim gibi talebede Onu severdi. Ama adam o gün fena kızmıştı. belli ki sınıf sınırı zorlamış kişisel haklara müdahale etmişlerdi. derken hoca biraz daha dinlendi ve kalkıp terlik ile yüzlerine vurmaya başladı . durum vahim acaba olay bu kadar ciddimiydi bilmiyoruz ama hoca düşündükçe hırslanıyordu. bizler yerimizde titriyorduk varın sınıfın halini siz  düşünün .