16 Temmuz 2008 Çarşamba

asef halit çelebi

ASAF HALET ÇELEBİ"Mistik Şair"
kendisini bir kitapçıda Om mani Padme Hum'la tanıdım. Öyle garip bir seslenişti ki meditasyon yaptığım yıllardan kalma mantralardan biri, üstelik Türkiye'de ve 50 yıl önce şiirle seslendirilmişti. Çok şaşırdım. Kitabı az-buz değil öğrenci harçlığımla aldım. Soluk soluğa okudum, derin manalar yakaladım. Acaba uzakdoğu hayranlığında sarhoş bir entel miydi yoksa binbir hakikati koklamış bir billur sesli mi?
Bir kitabı öteki izledi. Kim gizlemişti bu adamı edebiyatın küflü antolojileri'ne her şair toplantısında okunası ince göndermeler ve mistik seslenişler nasıl yutulmuştu, gündüzün sesleri, gecenin perdelerinin arkasında?
Sonra delice bir tanıtma, okutma çabası. Herkese okut, okuyanlar şaşkın ve hayran.
"Asaf Halet kimdir?" diye ara, ara, ara. Bir o kitabın arkası, bir bu kitabın arkası. Ne büyük çaresizlik! Bu satırları yazan ben, birinci elden anlatamam size Asaf Beyi. Kendisini ancak hikaye edenlerin hikayecisiyim. Soluk bir tekrardan öteye gidemez hayatının öyküsünden vereceklerim. Ama ben onu, hayatının öyküsü için değil, dilinin eseri için sevdim. Bir insanla ötekini birleştiren aynı duyguları paylaşmaktır dememiş miydi Mevlana?
1907 yılında 29 Aralık'ta yaşamını geçireceği İstanbul'da doğmuş. Kütüphaneci, memur olarak sürdürdüğü yaşamını yazdıklarıyla renklendirmiş. Fransızca'yı Galatasaray Lisesi'nden öğrenmiş, babası Sait Halet Bey Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi Müdürü olduğu için iyi bir eğitimi yaşayarak almış. Bir kaç yıl Fransa'da kalıp memlekete dönmüş. Sanayi-i Nefise'de okumuş. Adliye Meslek Lisesi'ni bitirmiş. Üsküdar Asliye Ceza Mahkemesi'nde zabıt katipliği, Osmanlı Bankası ve Deniz Yolları'nda memurluk yapmış. En son Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde kitaplık memuru olarak çalışmış.
"RÜYALAR / Her gün / karışık rüyalar görürüm / sincâbi uykularda / hayaller belirir / kaybolur / Aynalar görürüm / aynalarda rüyalar / bütün bahçeleri / kuşlarıyla / silinir / Yüzler görünür / yüzlerde gözler / yanıp söner / hepsi bana bakar / bir şeyler konuşur / Uyanıklığımı ayıramıyorum / uykulardan / karışık rüyalar içindeyim / ömrümün uykusunda / Aynalardan beni çağıran kız / bir daha göründü / işaret ediyor / bitir rüyalarını da gel / diyor/ en son gördüğün yüz / benim olsun / en son benim uykumda uyu / Rüyaların sonu geliyor galiba / uyanılmaz uykulara dalmak istiyorum."
Yazdıkları ve şiirleri Hamle, Sokak, Küllük, Uyanış-Servet-i Fünun, Ses, Türk Sanatı dergilerinde yayınlanmış. He şiir kitabı 45 şiirle 1942'de yayınlanmış. Ardından Lamelif 1945'te, bütün şiirlerini Om Mani Padme Hum'da 1953'te toparlamış. 1954'te İstanbul dergisinde "Benim Gözümle Şiir Davası" adlı makalede şiir tarzını açıklamış ve 15 Ekim 1958'de vefat etmiş.
Şairin mistik yönelişi bazı kaynaklarda belirtilen Mevlana soyunun ve geleneğinin bir mirasçısı olmasından kaynaklanıyor olabilir. Ancak belki de küçük yaşlardaki musiki ve nota hocaları Mevlevi Şeyhi Ahmet Remzi Dede (Akyürek) ve Rauf Yekta Bey ile babasının derin Farsça bilgisi temelleri atmıştır dememiz de yanlış olmaz.
Haldun Taner onu şu sözlerle anlatır. "Yakasına çiçek takıp kökünü mendil cebine yerleştirdiği küçük bir şişenin suyu ile beslemesi, kocaman bir gülsüz gezmeyen Oscar Wilde'in dandliğini anımsatıyordu. Asaf Halet, böylece, ciddiye alınmaktan çok, insanı bohem renkliliği ile gülümseten bir çağrışım oluyordu."
Hece Yayınları, Asaf Hâlet’in ‘Mevlânâ ve Mevlevilik’, ‘Mevlânâ’nın Rubâileri’ ve ‘Divan Şiirinde İstanbul’ adlı üç kitabını yayımladı. Sahaflardan başka kimsenin bilmediği kitaplar henüz keşfediliyor. ‘Molla Câmi’, ‘Eşrefoğlu Divanı’ ve ‘Ömer Hayyam ve Rubâileri’ adlı kitapları da basılmak isteniyor. Yapı Kredi Yayınları'ndan da bütün eserleri başlıklı kitapları yayınlanıyor.
Münevver Ayaşlı, Çelebi'nin ölümünden yıllar sonra bir yazıda şöyle der: "Büyük ve zarif şairimizin derin ve mistik bir ruhu vardı. Yalnız İslam tasavvufuna değil, bütün şark, Asya ve Uzak şark mistiğine derin bir vukufu vardı."
ESERLERİ:He (1942), LamElif (1945), Om Mani Padme Hum (1953), Mevlana (1939), Mevlana’nın Rubaileri (1943), Molla Cami (1940), Pali Metinlerine Göre: Gotama Buddha (1946), Divan Şiirinde İstanbul (1953), Naima (1953), Ömer Hayyam (1954) ve Mevlana ve Mevlevilik (1957).

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder